Tarihçe

Günbatur

Türkiye çapında Günbatur adı altında sadece iki köy vardır. Biri Şiran‘da, diğeri ise Kelkit‘tedir. Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur. Ancak şu an Günbatur’un bulunduğu yerde yerleşim kurulmadan önce, Günbatur Kabardıç denilen yörede kurulmuş, geçen zaman içerisinde şimdiki yerleşim birimine göç edilmiştir. İlk yerleşim birimi olan ve Eskiköy denilen mevki yerleşik yaşama uygun olmadığından yöreye ilk gelen Muhtar Ahmet’ler ve daha sonra Odabaş’lar ve diğer birkaç aile, içinde dere ve çayların yer aldığı daha düz ve tarıma elverişli olan şimdiki Günbatur’u kurmuşlardır. Köydeki ilk yerleşimin en az 200 yıllık bir geçmişi olduğu tahmin edilmektedir.

Diğer yandan, Osmanlı Mühimme defterlerinde 1530 yılında Bayburt livasına bağlı Kelkit´te bir Günbatur köyünün kayıtlarda mevcut olması, köy tarihinin yeniden bir incelenmeye alınması gerektirdiğini gösterir.

Kelkit Günbatur köyü sakinlerinden Odabaş ailesi, yaklaşık 200 yıl önce bugünkü Tunceli Pertek ilçesine bağlı, eski adı Kohpinik olan ve sakinlerinin Urfa´dan geldiği ileri sürülen Ballıdut köyünden Kelkit´e gelmiş olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. (Kohpinik sözcüğünün Urfa‘daki Kofbinik aşiretinin adıyla benzerlik göstermesi de dikkat çekicidir). Bunun yanı sıra Kelkit Kömür köyü sakinlerinin, Kohpinik köyünden aynı dönemde göç etmiş olması da başka bir ilginç noktadır. Ailelerden bir kısmı Günbatur’a, bir kısmı da Kömür’e yerleşmiştir. Bu aileler arasında akrabalık olup olmadığı bilinmemektedir.

Günbatur köyü sakinlerinin büyük çoğunluğu Alevi kökenlidir. Sünni kökenli köy sakinleri Erzincan´dan göç ederek köye yerleşmişlerdir. Köyün arazisinin düz ve toprağının verimli olması, birçok ailenin farklı yerlerden gelip köye yerleşmesini kolaylaştırmıştır.

Şu an itibariyle (2009) köyün eski sakinleri, değişen ekonomik koşullar karşısında, kentlere ve yurtdışına (özellikle Almanya‘ya) yerleşmişler ve yeni bir düzen kurarak yaşam biçimlerini değiştirmişlerdir. Onların terkettiği Günbatur’a, yakın köylerden aileler gelerek yerleşmişler ve böylece eski demografik düzen değişikliğe uğramıştır. Günbatur dışında yaşayan Günbatur kökenli nüfus, şu anki köy nüfusundan oldukça fazladır.

GÜNBATUR’A İLKOKUL’UN GELİŞİ VE EĞİTİM DURUMU

Günbatur köyüne okul yapılması ve eğitime başlanması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan yaklaşık 26 yıl sonra, 1949-1950 öğretim yılında mümkün olabilmiştir ama bu tarihe kadar yapılan eğitim, aslında çok daha eskilere dayanmaktadır. Cumhuriyet’in 1923’te ilanına kadar medreselerde eski yazıyla yapılan eğitim, Latin alfabesinin kabul edilmesinden sonra yeni yazıyla devam etmiştir. Bu da 1930’lara denk düşmektedir. Köydeki yeni yazıyla eğitim çalışması, edinilen bilgilere göre 1930 veya birkaç yıl öncesi başlamış ve şu anda santral olarak kullanılan ve camiye bitişik olan binada sıralar üzerinde sürdürülmüştür. Günbatur’un ilk öğretmeni İhsan adında bir öğretmendir. Bu öğretmen eğitime devam ederken hastalanmış ve bu hastalığını bahane ederek köyden ayrılmıştır. 1940 yılına kadar sürdürülen eğitim, köye öğretmen gelmemesi yüzünden durdurulmuş ve eğitim işi Bandula’da (şimdiki Eskiyol) sürdürülmüştür. Okulun araç ve gereçleri, sıralar ve masaları Bandula’daki okula devredilmiştir. İlk dönem eğitim çalışmasında iki de kadın vardır. Bunlar Topal Zeynal’ın kızı, Tekko’nun Abdullah’ın karısı Gülizar hanım ve Gülsüm Demirtaş’tır. Daha sonra köye gelen bir heyet, üçüncü sınıfı bitirenler arasından bir seçme yaparak bu öğrencileri Köy Enstitüleri’ne kaydetmek istemiş ancak pek de başarılı olamamıştır. Bunlar arasında Zeki Odabaş da vardır ama Zeki Odabaş gitmek istememiş ve daha sonra Bandula’daki okula gitmiştir. Erkeklerin bir kısmı da askerlik görevleri sırasında okuma yazma öğrenme fırsatı bulabilmişlerdi. Bu yüzden okur yazar sayısı oldukça kısıtlı kalmıştı. Yine bir kısım öğrenci de Erzincan’da eğitimlerine devam etmişlerdir (Örneğin Kaya Odabaş).

1940’tan 1949’a kadar okulsuz bir dönem geçiren Günbatur, Ziya Emi’nin (Odabaş) ve Molla Sabri’nin (Güler) sahip oldukları arazi köy merkezinde olduğu için istimlak edilmesi gerekmiş ve okul bu araziye inşa edilmiştir. Bu okul şu anda yıkılmış durumdadır ve malzemeler Sipikör’e (Güzyurdu) taşınmıştır.

1949-1950 ders yılında Cemal Odabaş ve Hasan Köse müteahhit olarak, Kemal Gümüş de kontrolör olarak okul binası yapımına başladılar. Köylüler imece usulü çalışarak binayı bitirmeye çalışıyorlardı. Bir kısmı taş ve toprak işiyle uğreşırken bir kısım köylü de meşeden ağaç getirerek elbirliğieyle binayı tamamladılar. Okul yapımı aşamasında bazı tartışmalar da yaşanmış ve köylülerin bir kısmı okul yapımına karşı çıkmıştı. Bir yandan okul binası yapılırken bir yandan da kötü koşullarda eğitime başlanmıştı. Sıralar henüz yapılmadan eğitime başlandığı için öğrenciler toprak üstünde oturarak ders yapmak zorunda kalmıştı.

1949-1950 öğretim yılında köy okuluna Şefika Çalı ve Naci Çalı adlı iki öğretmen tayin edilmişti. Henüz 18 yaşlarında Köy Enstitüsü mezunu bu öğretmenler beş yıl köyde kalmış ve eğitim öğretim hizmeti vermişlerdi. Bir yandan okulun eksikleri giderilirken, bir yandan da kayıtlar yapılmaktaydı. Öğrenci sayısının fazla olmasındn dolayı, o yıl için, 7 yaşındakiler okula kaydedilmemiş ve bir sonraki yıla bırakılmıştı. 8-16 yaş grubunun kaydı yapılarak 73’er kişilik 2 sınıf oluşturulmuş ve toplam 146 öğrenci ile eğitime başlanmıştı. Ekim ve Kasım ayı boyunca topraklar üstünde eğitim gören öğrenciler, tabure ve masaların yapılmıasıyla ancak Aralık ayında sınıflara girilebilmişti. Öğrencilerin istekli olması, öğretmenlerin de ilk yılın verdiği heyecan ve çabası ile öğrencilerin tamamına yakını okuma yazma öğrenmişti. Ancak sonraki öğretim yılında 16 yaş üstündeki yaklaşık 35-40 kişinin kayıtları silinmek zorunda kalınmıştı.

15-16 yaşlarında ilkokulu bitiren bu ilk öğrencilerden bir kaçı yüksek öğrenim görme şansına sahip olabilmiştir. Daha sonraki yıllarda da bu okuldan mezun olanlar içinden, sınırlı sayıda da olsa, orta ve yüksek öğrenim görme şansına sahip öğrenciler çıkmıştır. Sonraki yıllarda, köyden kente hızlı göç, eğitim alanında Günbaturlulara yeni olanaklar sunmuş, ekonomik durumları iyileşen köylüler, çocuklarını daha iyi koşullarda okutabilme olanağına kavuşmuş ve bu durumun sonucu olarak yüksek öğrenim gören insan sayısı artmıştır.

Günbatur’a ilkokul gelmeden önceki tek yüksek okul mezunu Kemal Gümüş’tür. Kemal Gümüş, Karayolları bünyesinde değişik yerlerde hizmette bulunmuş, son olarak da Erzincan Karayolları şube müdürlüğü görevini yürütmüştür. Bu görevi sırasında Günbatur’un Erzincan ile sınırını oluşturan Sipikör Dağı üzerinden ulaşımı sağlayan ve köylülerin dağ yolu dedikleri bölümünün yollarının yapılarak Erzincan ile olan bağlantısının kısaltılmasını ve köy girişindeki köprünün yapılmasını sağlamıştır. Gümüş, 06.12.1979 tarihinde bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Köyün ilk öğretmenleri olan Şefika ve Naci Çalı, 5. yıl sonunda köyden ayrılmış ve farklı yerlerde hizmet yaptıktan sonra Ankara‘ya yerleşmişlerdir. Şefika Çalı 2003 yılında hayata veda etti. Eşi Naci Çalı görev yaptığı ilk yer olan Günbatur’u unutmadı ve Günbaturlularla temasını kesmedi. Naci öğretmen, 1990’lı yıllarda, Almanya’ya giderek birkaç öğrencisini ve köylüleri ziyaret etmişti. İstanbul‘a geldiğinde anılarını kaydettiği defteri Günbaturlulara bırakmıştır. Bu anılardan köye ilk radyonun kendisi tarafından getirildiği, daha sonra Hasan Çavuşların ve Cemal Odabaş’ın radyo sahibi oldukları, gaz ocağı ve lüks lambasının da yine kendisince ilk defa kullanıldığı, bunu köylülerin takip ettiği anlaşılmaktadır. Öğretmenin lüks lambasını almasının esas nedeni 16 yaş üstü öğrenci grubuna gece okulunda okuma yazma öğretmektir. (Bu yaş grubunun her akşam kavga çıkarması nedeniyle zaten izin alınmadan başlanan bu çalışma sorumluluk da gerektirdiğinden sona erdirilmiştir).

2010 yılı itibariyle köy okulunda sadece bir öğretmen sözleşmeli olarak görev yapmaktadır. Köyden büyük kentlere ve yurtdışına yapılan göçler sonucu köy nüfusunun azalmasına bağlı olarak öğrenci sayısında düşüş olmuştur. Bu öğrencilerin bir kısmı Kelkit‘te bulunan Yatılı Bölge Okulu’na kayıt yaptırmışlardır. Köylülerin bağışıyla üç adet bilgisayar okulda kullanılmaya başlanmış ve okul kütüphanesine de kitap hediye edilmiştir.

KÖYE ÇEŞMELERİN YAPILMASI

Köyün su ihtiyacı köylülerin kendi imkânları ile yaptıkları gözelerden karşılanmakta iken, köyün hemen yanında bulunan çayırların içindeki suyun köye getirilmesi 1957 yılında olmuştur. 1954 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, seçim yatırımı olarak çeşmeleri yaptırmış, suyun geleceği hat üzerinde çukurlar kazdırılmış ancak künkler döşenmemiştir. Seçim sonuçları da iktidarın hoşuna gitmeyince çukurlar doldurulup, künklerin götürülmesi gündeme gelmişse de neticede DSİ veya Köy işlerinin bir yatırımı olması nedeniyle bundan vaz geçirilerek künkler konulup çeşmeler akıtılmıştır. Evlere de ancak 1980’li yıllarda su verilebilmiştir. 2010 yılı Eylül ayında köyün kanalizasyon şebekesi yapılmıştır.

KÖYE ELEKTRİĞİN GELMESİ;

Günbatur’a elektrik 1986 yılında, telefon ise 1980 yılında tek hat olarak gelmiştir. 1996 yılında da herkesin alabileceği kadar telefon santrali kurulmuştur.

KÖYÜN MUHTARLARI;

Eski köydeki ve yeni köye taşınma aşamasındaki muhtarlarla ilgili henüz sağlıklı bir bilgiye ulaşılamadı, ancak toplanılan bilgilerden ilk muhtarın Ahmet Ördek olduğu bundan dolayı da kendilerine Muhtar Ahmetler denildiği anlaşılmaktadır

Sonraki yıllarda köye hizmet etmiş olan muhtarlar;

Ahmet Ördek (27 yıl muhtarlık yapmış)

Yusuf Odabaş (30-35 yıl)

Cemal Odabaş (2 dönem )

Ahmet Odabaş (2 dönem)

Muharrem Odabaş (2 dönem)

Hüseyin Can (1 dönem)

Muharrem Odabaş (3 dönem)

İbrahim Odabaş (3 dönem)

Haydar Odabaş (4 dönem)

Murat Odabaş (1 Dönem)

Fikret Gül (halen görevde)

KÖYÜN ETRAFINDA BULUNAN YERLERİN ADLARI;

Köyün ortasında köy meydanı (okul, cami, çeşme’nin bulunduğu yer), Kuzey yönünde Aşağı Mahalle, Güney istikametinde Yukarı Mahalle, Doğusunda (Gödül istikametinde) Çuçur ve Eyrek (büyük baş hayvanların toplanıp çobana teslim edildiği yer), Batısında ise çay tarafı ve bahçe denilen Söğütlük bulunmaktadır. Köyün dışına çıkılınca; yokuş tarafında Kara Abdal (Karabdal), Komlar, Sorkun, Kavaklık, Palutluk (elma ağacının dibinde gözesi var), Osmancık, Maltepe, Şakoyurdu, Hacının Kırı, Ense’ye doğru ise Kavağın Sırtı, Dingil Bayırı, yukarı değirmen, aşağı değirmen önü, Pancarlı, Çatak, Kuzeye doğru Kotanın Sırtı, Kızambukluk, Gözeler, Tasmakıran, Keçi Deresi, Eğri Söğüt, Coşalar, Sıra Tarlalar.

Battal Odabaş

Kültür

Köyün gelenek, görenekleri ve yemeklerin yapılışı hakkında bilgi yoktur.

Yemekler:

Biran (Tandır Kebabı), Kavurma, Tirit, Bimbar, Haşıl, Keşkek, Katırca, Gendime (Yarma) Pilavı, Şorbik, Bulamaç, Islama, Cıbılık (Çıplak) Dolma, Evelik Dolması, Lapa, Mıhla, Kuymak, Babuko, Kesme Aş, Kesme Mantı (Et yoktur, yoğurtlu da olabilir), Sarmısaklı.

Tatlılar:

Kalbur Hurması, Kasefe, Kavut, Lokum (Hamurdan yapılır ve serttir).

Hamur İşleri: Lavaş Ekmeği (Tandırda pişirilir), Kete, Kömbe, Anık, Sırın, Gılik, Kete.

Çeşitli: Kavurga (Kavrulmuş Gendime), Hedik.

Coğrafya

Gümüşhane iline 113, Kelkit ilçesine 37 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2000 129
1990 185
1985 235

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Altyapı bilgileri

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Bu bilgiler https://ipfs.io/ sitesinden alınmıştır.